Rhys Hibbert’in hayatı, sıradan bir gün aniden yere yığılmasıyla değişti. Yapılan tetkikler, beyninin tabanında büyüyen ve görme sinirlerine baskı yapan bir tümörü ortaya çıkardı. Görüşü giderek daralıyor, günlük hayatı zorlaşıyor ve önünde ciddi bir görme kaybı riski beliriyordu.
Derken, Londra’daki Ulusal Nöroloji ve Beyin Cerrahisi Hastanesi’ndeki cerrahlardan beklenmedik bir teklif geldi: Ameliyat sırasında gerçek zamanlı yapay zekâ desteğinin kullanılacağı dünyadaki ilk klinik çalışmaya katılmak. Hibbert, gönüllü olmayı kabul etti. Mayıs 2026’da gerçekleşen ameliyatla, insan beyninde bu teknolojinin denendiği dünyadaki ilk hasta oldu.
İçerikten Görseller
Beklenmedik bir nöbetle başlayan teşhis süreci

48 yaşındaki Rhys Hibbert, 2024’ün soğuk bir Aralık gününde çıktığı sıradan bir yürüyüşte aniden yere yığılıp nöbet geçirdi. O güne kadar ciddi bir sağlık sorunu yaşamamıştı. Şimdi ise yapılan taramalar, beynin tabanında 11 milimetrelik bir kitle gösteriyordu.
Tümör kanserli değildi; ancak hipofiz bezinin bulunduğu bölgeye yerleşmişti. Görme sinirlerine ve beyne kan taşıyan şahdamarına baskı yapıyordu. Zamanla çevresel görüşü daraldı, bitkinliği arttı ve yürümekte zorlanmaya başladı. Bir süre sonra adımlarını tek başına atamaz hale geldi. Görme sinirleri üzerindeki baskı devam ederse kalıcı körlük riski de vardı.
Milimetrelerle Yarışan Bir Ameliyat

Mayıs 2026’da Hibbert, *“Hastalar araştırmalara katılmaya gönüllü olmazsa, doktorlar nasıl yeni şeyler öğrenebilir ve tıp nasıl ilerleyebilir?” *düşüncesiyle kabul ettiği çalışmanın gönüllüsü olarak ameliyathaneye girdi.
Beynin tabanında, misket büyüklüğündeki bir alanda çalışmak son derece hassastı. Cerrahın yalnızca birkaç milimetrelik bir sapması bile ciddi sonuçlar doğurabilirdi. UCL Hawkes Enstitüsü’nün geliştirdiği sistem, ameliyat sırasında kameradan gelen görüntüleri gerçek zamanlı olarak analiz etmek üzere tasarlanmıştı.
Sıfır gecikmeyle anlık kılavuzluk
Yapay zekâ, ameliyat öncesinde çekilen taramalarla sınırlı kalmadı; cerrahi kameranın canlı görüntülerini anlık olarak işledi. Bu süreç, tıbbi cihazlar için özel olarak geliştirilen NVIDIA Clara IGX platformu üzerinde yürütüldü. Veriler buluta gönderilmeden doğrudan ameliyathanede işlendiği için sistem, görüntüleri gecikme olmadan cerraha aktarabildi.
Analiz edilen görüntüler ikinci bir ekranda gösterildi. Kritik kan damarları ve sinirler farklı renklerle işaretleniyor, böylece cerrahlar çalıştıkları bölgedeki hassas yapıların konumunu operasyon sırasında görebiliyordu.
Neşterin kontrolü tamamen cerrahtaydı. Yapay zekânın yaptığı ise elindeki görüntüyü daha ayrıntılı hale getirmekti.
Uyandığında dünya artık daha netti

Operasyon, çevre dokulara zarar verilmeden tamamlandı. Hibbert gözlerini açtığında ilk fark ettiği şey ise odadaki nesnelerin keskinliği oldu. Görüşü belirgin biçimde düzelmişti. “Kendime geldiğimde odadaki her şeyi net bir şekilde görebiliyordum. Sanki 360 derecelik panoramik bir görüşe kavuştum” dedi.
Sekiz hafta sonra görme yetisi tamamen toparlandı. Yürürken artık desteğe ihtiyaç duymuyordu. Görüşüyle birlikte enerjisini ve günlük hayat üzerindeki kontrolünü de geri kazanmıştı.
Yapay zekânın hayatlara dokunduğu anlar
Her teknolojinin olduğu gibi yapay zekânın da iyi ve kötü tarafları var. Üstelik yapay zekâ söz konusu olduğunda, etkisinin ölçeği de büyüyor; iyi kullanıldığında olduğu gibi kötüye kullanıldığında da sonuçları çok daha büyük olabiliyor.
Hibbert’in yaşadığı süreç ise yapay zekânın doğru kullanıldığında neler yapabileceğini gösteren iyi örneklerden biri. Bu örneklerin sayısının giderek artması dileğiyle.